Ben Hep Haklıyım: Doğrulama Yanlılığı

Yeni biriyle tanışıyorsunuz ve ikizler burcu olduğunu öğreniyorsunuz. “Ay hiç de sevmem ikizler burcunu” diye düşünüyorsunuz ama şans vermeye karar veriyorsunuz. Kahve içmeye gidiyorsunuz, orada bile ne seçeceğine karar veremiyor. Bir gün melek gibi davranıyor bir gün lanet, huysuz, aksi… Gerçekten tam bir ikizler burcuymuş… mu acaba?

Doğrulama yanlılığı bir kişinin önceden sahip olduğu inançlarını veya varsayımlarını destekleyen bilgileri arama, bunlara odaklanma ve zıt bilgileri görmezden gelme eğilimidir. Beynimiz uyuşmazlıkları sevmez, hemen güvende hissedeceği alanı arar. İşte doğrulama yanlılığı da beynimizin bu ihtiyacından doğar. Burçlar meselesi de aslında tam olarak bu şekilde işliyor. Burçların kişiliği tam yansıttığına inanırsak burç yorumları ile uyuşan kısımları doğrulama olarak alırız ve bu şekilde değerlendirme yaparız. Ancak uyumsuz yorumları görmezden geliriz. Beynimiz tüm gerçekleri değerlendirmeye almaz, bizim inançlarımızla uyuşanlara öncelik verir. Bu nedenle herkesin zaman zaman kahve içerken bile kararsızlıklar yaşayabileceği gerçeğini gözden kaçırırız ve kişinin ikizler burcu olmasıyla bu özelliğini açıklarız. Günlük hayatımızda bu otomatikleşmiş sürece daha birçok örnek verebiliriz aslında: yaptığımız diyetin çok iyi olduğuna ilişkin çalışmaları görürüz ama risklerini göz ardı ederiz; desteklediğimiz politikacıların ne kadar iyi olduklarına dair haberleri okurken haksız olduğu konularla ilgili olanları pas geçeriz; sınavdan düşük aldığımızda öğretmeni suçlar ve onun ne kadar az puan verdiğine ilişkin kanıtlar toplarız ancak suçu asla kendimizde bulmayız. Bu örnekler masum olsa da depresyon, anksiyete ve obsesif kompulsif bozukluk gibi psikopatolojik durumlara sebep olan düşünceler de bu doğrulama yanlılıklarına dayanmaktadır. Bir konuyla ilgili yoğun kaygı duyduğunuzda beyniniz kaygı duymanızı haklı çıkarmaya yönelik kanıtlar aramaya başlar ve sizin önünüze onu getirir. Günde yüzlerce kere elinizi yıkama ihtiyacı duymanızı bulaşıcı hastalık haberleri ile desteklersiniz. Depresyondaki bir kişi, hayatta hep kötü giden olaylara dikkat eder ve güzellikleri fark etmez.

Peki bu doğrulama yanlılığına karşı ne yapabiliriz?

1.     Farkındalık kazanın.

Doğrulama yanlılığını öğrenerek ilk adımı attınız diyebiliriz. Artık gündelik yaşantınızda düşüncelerinizi belirli bir noktada sabitlemeden önce, bir an durup kendinize "Bu konuda ne kadar eminim?" diye sorun. Bunu kendinize sorduktan sonra bir değerlendirme yapın. Kararınızdan memnun musunuz? Kanıtlar inancınızı destekliyor mu? Çevrenizdekiler sizinle aynı fikirde mi? Geçmiş deneyimleriniz görüşlerinizi destekliyor mu? Bilinmeyen bilgileri kendi inançlarınızla mı değiştirdiniz? Bu tür anlarda kendinizi fark etmeyi öğrendiğinizde, beyniniz size farklı bir yöne gitmeniz gerektiğini işaret eden kalıpları otomatik olarak tespit etmeye başlayacaktır.

2.     Çelişen görüşleri araştırın.

Diğer görüşleri öğrenmeden ve ne dediklerini anlamadan bir görüşe sıkı sıkıya bağlanmak ne kadar mantıklı olabilir? Kendi görüşlerinizi destekleyen bilgileri bulmak rahatlatıcı olabilir, ancak farklı görüşlere maruz kalmadan hikayenin tamamını öğrenemezsiniz. Bilgilerinizin kaynağını, kalitesini ve hangi kısmının inancınıza uygun olduğunu sorgulayın. Yanılıyor olabilir misiniz? Karşı tarafın argümanlarını keşfetmek için kimden bilgi alabilirsiniz? Bilgilerinizin kaynağını sorgulamak ve doğruluğunu değerlendirmek, beyninize alternatifleri keşfetme izni verir.

3.     Sorularınızı yeniden çerçeveleyin.

Soruları nasıl çerçevelediğiniz, topladığınız bilgilerin kalitesinde belirleyici bir rol oynar. Sorular, doğrulayıcı kanıt arayacak şekilde veya karşı argümanları gösterecek şekilde tasarlanabilir. Farklı davranış örnekleri, sorunun nasıl sorulduğuna bağlı olarak aklınıza gelecektir. Açık uçlu ve doğrulayıcı kanıtlara uyumlu olmayan sorular sormak, mevcut inançlarınıza uygun olmayan verileri bulmanın harika bir yoludur. Burçlar örneğine geri dönecek olursak ikizler burcu biri kararsızlık yaşadığında bunu ikizler burcu olmasıyla açıklamak yerine “Benzer bir durumda başkası da aynı şekilde davranır mıydı?” diye sorarsanız konunun burçlarla alakalı olmadığını görebilirsiniz.

4.     Kesin ifadeler yerine olasılıklı ifadeleri kullanmaya çalışın.

İnancınızı bir yüzde veya aralık olarak ifade ettiğinizde, zihninizi inançlarımızın mutlak (100% doğru veya yanlış) olmadığını hatırlamaya yönlendirebilirsiniz. Belirsizliği düşünce sisteminize dahil etmek, görüşlerinizi doğrulamaktan ziyade onları geliştiren bilgileri bulmaya odaklanmanızı sağlar. Kendi inançlarınızdaki belirsizliği ifade etmek, başkalarını da yargılama korkusu olmadan görüşlerini ifade etmeye teşvik edecektir. Böylece farklı fikirlere ulaşmanız da kolaylaşır. Yani tamamen kazan-kazan durumu!

Umarız ki bu tavsiyeler davranışlarınızın temelindeki düşünceleri daha iyi anlamanıza yardımcı olur ve hayır ikizler burcu değiliz :’).

Psk. Ceren Koçar

Önceki
Önceki

Kadın Liderler: Asla Yeterli Olamama Laneti?

Sonraki
Sonraki

Doğru Terapisti Bulma Rehberi